Haftanın Yazıları

Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru Yolunda Özel Hayatın Gizliliği

Pinterest LinkedIn Tumblr

Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru Yolunda Özel Hayatın Gizliliği

            Giriş

            12 Eylül 2010 tarihinde yapılan halk oylaması akabinde Anayasa’da yapılan değişiklikle bireysel başvuru hakkı ülkemizde de tesahup edilmiştir. Anayasa’nın 148. Maddesinde ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. Maddesinde de bireysel başvuru hakkı belirtmiştir. Bu minvalde öncelikle özel hayat kavramı ve özel hayatın gizliliği ihlali konu edinerek bireysel başvuru aşamaları ve gereken şartlar yalın bir anlatımla açıklanmaya çalışılmıştır. Bununla beraber ilgili mevzuatlar ve Anayasa’daki özel hayatın gizliliği ve korunması hususuna da değinilmiştir.

Özel Hayat Kavramı

            Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, özel hayatın ne olduğu ile ilgili sarih ve kesin bir ifade kullanmaktan kaçınmıştır: mahkemeye göre özel hayat, ayrıntılı bir tanımın oluşamadığı geniş bir kavramdır. Sarih olarak belirlenen, özel hayat kavramının bütün bireylerin özgürlüğünü yaratabildiği ve gelişim sağlayabildiği, bununla beraber diğer bireylerle ve dış dünyayla ilişkisini kapsamına alan, gizlilikten daha geniş bir kavramdır. Mahkeme, kesin bir tanım kullanmak yerine davaların niteliklerine göre bu kapsama giren hususları belirlemektedir. Netice olarak, Mahkeme’nin yorumlamaya yöneldiği anlaşılması zor ve karışık bir kavramdır: özel hayat kavramı bireylerin görüntüsü, telefon görüşmeleri, kişisel itibarın korunması, kişisel özerklik gibi birçok farklı hususlara uygulanmıştır.[1]

Her bireyin kendiyle ilgili özel bir yaşam ortamı vardır. Bu durum bireyin bir parçasıdır ve devletin müdahalesine karşı korunma mekanizmaları yaratılmıştır. [2] Demokrasinin ve hukukun üstünlüğüne önem veren devletlerde bireyler her bakımdan bir bütünlük arz etmektedir ve özel hayatları da bu bütünlüğün bir parçasıdır. Bundan dolayı bireylere devlet müdahalesi veya özel kişilerce huzursuzluk yaratılmayacağı ve maddi ve manevi mevcudiyetin oluşumu sağlanarak özerk bir alan yaratılmalıdır. [3]

Türk Dil Kurumu özel hayat kavramını “kişinin kendine özgü yaşayışı, yaşama tarzı, kendisini ilgilendiren tutum ve davranışı, öz yaşam, özel yaşam” şeklinde tanımlamıştır. Özel hayat geniş bir kavram olması nedeniyle ortak veya genel kabul görmüş bir tanım yapılamamış ve farklı birçok tanım yapılmıştır.  Ayrıca bir bireyin korunması gereken özel hayatında fiziksel ve zihinsel masuniyet ile özgürlüğünün korunması, onurunun ve haysiyetinin haksız durumlara karşı korunması, ad ve kimlik bilgileri gibi yetkisiz tasarruflara karşı korunması, mesleğe özel sır dâhilindeki bilgilerin açıklamasına karşı koruma, tacizlere karşı korunma gibi birçok faktörün yer aldığı kabul görmüştür. [4]

Doktrinde belirtilen alanlar teorisine göre özel hayat alanı üçe ayrılmaktadır. Bunlar; gizli alan, özel alan ve ortak alandan oluşmaktadır. Ortak alan, kamuoyunun önünde gerçekleştiği alanı kapsarken özel alan da kısaca bireyin yakın akrabası veya arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirdiği yer ve zamanı kapsar. Gizli alan ise gizli bir bilgi, kimselerin bilmemesi gereken bir durum gibi olaylardan meydana gelmektedir. [5]

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte özel hayat kavramının sınırı değişmekte ve belirgin bir tanım yapılması da büyük ölçüde zorlaşmaktadır. Bu hususla ilgili doktrinlerde özel hayat kavramında sınıflandırmaya gidilmeye çalışıldığı ve dar kapsamlı spesifik tanımlamalar elde edilmekte istendiği yorumu yapılmaktadır.  Velhasıl, bireylerin ailevi ilişkisi dini ve siyasi görüşleri, psikolojik tavrı ve mesleki sırlar dahi bu kavrama dâhil edilmektedir.[6]

 

Uluslararası Sözleşmelerde Özel Hayatın Gizliliği

            Özel hayatın gizliliği hakkı, özel hukukta kişilik hakkı kapsamında yer almakla birlikte vazgeçilmez ve devredilmez haklardandır. İnsana insan olduğu için verilen kişilik hakları hem özel hem de kamu hukukunun çalışma alanına girmiş ve önemli bir mesafe sağlanmıştır. 10 Aralık 1948 yılında yayınlanan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve 1950 yılında yayınlanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bu hususa yer veren önemli kanıtlardır. [7] Bununla beraber: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Özel Hayata Saygı Hakkı Konulu Kuzey Ülkeleri Hukukçular Kongresi, Kişisel ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, Kişisel Verilen Korunmasına İlişkin İlke Kararları ve Belgeler, Kişisel ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme gibi önemli belgelerde de özel hayatın gizliliği korunmuştur. [8]

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 12.maddesiyle özel hayatın gizliliği ve korunması hakkı kabul edilmiştir. İlgili madde metni şu şekildedir:” Kimsenin özel yaşamına, ailesine konutuna ya da haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz. Herkesin bu gibi karışma ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.” Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. Maddesi ise şu şekilde düzenlenmiştir. “ Herkes, özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanımına, yasa uyarınca olması ve ulusal güvenlik, kamu emniyeti ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda gerekli olanlar dışında, kamusal bir makam tarafından müdahale edilmeyecektir.[9]

Ne Tür İlişkiler Özel Hayatı Oluşturur?

            Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, özel hayat kavramını geniş bir şekilde kullanarak, aile hayatı kapsamına dâhil olmayan mühim konulara da koruma sağlanmıştır. Bu kavram şu hususları da kapsamaktadır: evlenmemiş çiftler arasındaki ilişki ve koruyucu ebeveynler ile çocukları arasındaki ilişki. Mahkeme, şu durumları ise özel hayata dâhil olmadığını belirtmiştir: evcil hayvan ile sahibi arasındaki ilişki ve bir kişi ile kadavrası arasındaki ilişki ve bir mahkûm ile mektuplaştığı kişi arasındaki yazılı ilişki. [10]

Anayasada Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması

            Anayasal metin olarak kabul edilen Sened-i İttifak, Gülhane Hatt-ı Hümayunu, Islahat Fermanı ve Adalet Fermanı’nda özel hayatın gizliliği ve korunmasıyla ilgili herhangi bir düzenlemeye gidilmemiştir. Bu bağlamda anayasal metinlerin ortaya çıktığı zamanlarda kişilerin korunması ve haklarıyla ilgili bilincin gelişmemiş, doğmamış olmasından kaynaklanmaktadır. [11] Osmanlı Devleti’nin ilk ve son anayasası olan ve 23 Aralık 1876 tarihinde ilan edilen Kanun-i Esasi’nin 22. Maddesinde özel hayatın gizliliğine işaret eden ve kabul gören, AİHS ve 1982 Anayasası’nda yer alan özel hayatın gizliliğiyle birlikte anılan konut dokunulmazlığı himaye altına alınmıştır.  [12] 1876 yılında ilan edilen Kanun-i Esasi’nin mülga edilmediği için 1921 Anayasası’nda da bu konuyla ilgili bir düzenlemeye gidilmemiştir. 1924 Anayasası’nda ise kişi ve hak özgürlüklerine ilişkin düzenlemeye gidilmesine karşın özel hayatın gizliliğiyle ilgili hüküm bulunmamaktadır. [13]

1961 Anayasası, özel hayatın gizliliği hakkında düzenlenmeye giderek bu alanda düzenleme yapan ilk Türk Anayasası olmuştur. 1961 Anayasası’nın “Kişinin Hak ve Ödevleri” başlığı altında yer alan 14. Maddesinde kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme haklarına ve kişi hürriyetine sahip olduğu belirtilmiştir. Bununla beraber 15. Maddesinde özel hayatın gizliliği, 16. Maddesinde konut dokunulmazlığı ve 17.maddede haberleşmenin gizliliği anayasal güvence altına alınmıştır. [14]

1982 Anayasası’nın İkinci Kısmının “Temel Haklar ve Ödevler” başlığında altında yer alan 20. Maddesinde özel hayatın gizliliği düzenlenmiştir. İlgili madde metni şu şekildedir:

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz.Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.

(Ek Fıkra: 2010) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”

Özel hayatın gizliliğini muhafaza etmek ve kişinin manevi mevcudiyetinin korunması ve geliştirilmesi hususuyla özgürlüğün sağlanması amaçlanmaktadır. Sosyal yaşamın, yoğun kuralların himayesinde olmasını dikkate aldığımızda, bireylerin özel yaşamındaki serbestliğinin sağlanması, geliştirilmesi insanlığın yeni bir düzey kazanması için önemli bir konu olduğunu anlayabiliriz. Sonuç olarak, eşit ve özgür bir ortamın sağlanabilmesi için özel hayatın gizliliğinin korunması gerekir. Bu durumun en az ifade özgürlüğü gibi mühim olduğu belirtilmiştir. [15]

Anayasa Mahkemesi 31.03.1987 ve E:1989/24K: 1987/8 sayılı kararında özel hayatın gizliliği ve korunması hususuna yer vermiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararın ilgili bölümü şu şekildedir: “Özel hayatın korunması her şeyden önce bu hayatın gizliliğinin korunması, başkalarının gözleri önüne serilmemesi demektir. Orada cereyan edenlerin yalnız kendisi veya kendisinin bilmesini istediği kimseler tarafından bilinmesini istemek hakkı, kişinin temel haklarından biridir. Bu niteliği sebebiyledir ki, özel hayatın gizliliğine dokunulmaması, insan haklarına ilişkin beyanname ve sözleşmelerde korunması istenilmiş, ayrıca tüm demokratik ülke mevzuatında açıkça belirlenen istisnalar dışında bu hak devlet organlarına, topluma ve diğer kişilere karşı korunmuştur. İnsanın mutluluğu için büyük önemi olan özel hayata saygı gösterilmesi hakkı onun kişiliği için temel bir hak olup yeteri kadar korunmadığı takdirde kişilerin ve dolayısıyla toplumun kendini huzurlu hissedip güven içinde yaşaması mümkün değildir. Bu nedenlerle söz konusu gizliliği çeşitli biçimde ihlal eylemleri suç sayılarak ceza yaptırımlarına bağlanmıştır”. Bu bağlamda, özel hayat hakkının bireyin kendine münhasır özel hayatına dair her çeşit müdahaleden uzak ve özgürce yaşama hakkını ihtiva ettiğini söyleyebiliriz. İnsanın sosyal bir varlık olması hasebiyle sosyal yaşamında da hakları bulunmaktadır. Özel hayat, yalnızca bireyin kendine münhasır yaşamından ibaret değildir. Bunun yanında bireylerin sosyal yaşamındaki ifade, düşünce, din ve vicdan özgürlüğünü de ihtiva etmektedir. Özel hayata verilen önem gerek anayasada gerek kanunlarımızda ve uluslararası antlaşmalarda güvence altına alınmıştır. [16]

5237 sayılı Türk Ceza Kanununda Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu

Anayasa’da güvence altına alınan özel hayatın gizliliği aynı zamanda 5237 sayılı TCK’nın 134. Maddesinde “Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.” şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin açık bir şekilde anlaşılması bakımından özel hayat, ortak alan ve özel hayat alanı kavramlarının açıklanması faydalı olacaktır. [17]

Özel hayat: bireylerin kendilerine mahsus yaşam tarzı ve davranışlarını ifade eder.

Ortak alan: bireylerin, diğer bireylerce izlenebilen, görülebilen, yaşayış tarzını ve davranışlarını ifade eder.

Özel hayat alanı: bireylerin, özel hayatıyla ilgili gerçekleşen olayların diğer bireylerce bilinmemesi, gizli kalması gerektiği alanı ifade etmekle birlikte bu alanın hukuk düzeni kapsamında temel bir hak olarak korunmaktadır.

Anayasa Mahkemesi Genel Bilgiler ve Bireysel Başvuru Yolu

            Anayasa Mahkemesi ilk olarak 1961 Anayasası ile birlikte kurulmuştur ve 1961 Anayasası’nın 145-152.maddelerinde düzenlenmiştir. 1982 Anayasasında ise 146-153 maddeleri arasında düzenlenmekte olup Anayasa Mahkemesine bağlı ilk kanun düzenlemesi 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile olmuştur. [18]

1982 Anayasasının 146.maddesinde Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyeden oluştuğunu ve 3 üyeyi TBMM’nin ve 12 üyenin 4’ü resen olmak üzere diğerlerinin ise Yargıtay ve Danıştay Genel Kurulunun gösterecekleri adaylar arasından Cumhurbaşkanı tarafından seçileceğini belirtmektedir. Görev ve yetkilerinin belirtildiği 148.maddesinde de Mahkemenin; kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin, TBMM İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımından denetleyeceğini ve bireysel başvuruların karara bağlayacağını belirtmektedir. Aynı maddenin 3,4 ve 5’nci fıkralarında Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yollarını inceleme görevi tevdi edilmiştir. Bu madde gereğince, “Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır. Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz. Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir” denilmiştir. [19]

Anayasa Mahkemesi, kamunun faaliyetleri sırasında temel bir hakkın zarara uğradığını belirlerse, bu zararın düzeltilmesi için ilgili mahkeme aracılığıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmedebilir. Fakat bu hükmün yapılmasında hukuki bir ziyan yok ise başvuran lehine tazminata hükmedebilir. Bununla beraber tazminat oranının detaylı bir şekilde tetkik edilmesi durumunda, Anayasa Mahkemesi işin genel mahkemelerde dava açılmasını da belirtebilir. [20]

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. Maddesinin 3.fıkrası uyarınca bireysel başvuruya konu olamayacak işlemler ele alınmıştır. Buna göre kanun koyucu aynı maddenin 3.fıkrasında belirttiği 3 işlemi başvuru kapsamı dışında bırakmıştır. “Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağı gibi Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz.”

            Anayasamızda temel hak ve özgürlüklerin kamu gücüyle zarara uğratıldığı durumunda herkesin Mahkemeye başvurma hakkını olduğu belirtmiştir öte yandan 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, kamu gücü kavramının genişliğini kısarak idarenin düzenleyici işlemlerini ve yasama işlerini başvuru dışında tutmuştur. [21] Belirtilen yasama işlemlerinden kasıt yasamanın çıkarmış olduğu bütün işlemleri kapsamamaktadır, sadece yasama organının görev ve yetkili üzerine yaptığı işlemleri anlatmaktadır. [22]

Anayasa’nın 125.maddesinde de idarenin her türlü eylemine karşı yargı yolunun açık olduğunu belirtmiş devamında ve başka maddelerinde bir takım kısıtlamalar getirmiştir. Bunlar;        – Cumhurbaşkanının resen yaptığı işlemler ve resen aldığı kararlar

– Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararları

– Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin tahkim kararları

– Hâkimler ve Savcılar Kurulunun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar hariç aldığı diğer kararlar Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu kapalıdır. [23]

6216 sayılı Kanun’un 47.maddesinde “Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir…” hükmü getirilmiş ve buradan da bireysel başvuru hakkının kullanılabilmesi için diğer hukuk yollarının tüketilmesi gerektiğini ve tali anayasal yargı olduğunu anlıyoruz. [24]

            Bireysel Başvuru Kavramı ve Hukuki Niteliği

Bireysel başvuru, 3 temel organın yani yasama, yürütme ve yargının temel hak ve özgürlükler kapsamındaki bir ihlali nedeniyle bireylere bireysel başvuru hakkı tanınan olağanüstü bir kanun yoludur. Bireylerin hukuki güvenlik kapsamında yaşamını sürdürdüğü, devletin uyguladığı eylem ve işlemlerinin hukuka bağlı ve hukuk kurallarının denetimi altında olduğu bir sisteminin yansıması olan hukuk devletinin, herkesin temel hak ve özgürlüklerini koruması ve tanınmasının sağlanması tartışmasız bir gerçektir. Hukukun üstünlüğüne önem veren ve uygulayan devletlerde temel hak ve özgürlükler anayasaları aracılığıyla güvence altına alınmaktadır. Modern hukuk sistemlerinde de temel hak ve özgürlükler idari ve adli yargı makamlarınca ve anayasa yargısı tarafından güvence altına alınarak korunmaktadır. [25]

Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ve korunması kapsamında idari ve adli makamlarca “kanunilik denetimi” yapılırken Anayasa Mahkemesi ise soyut ve somut norm denetimiyle anayasal denetim işlevini yerine getirmektedir. [26]

            Kimler Bireysel Başvuru Hakkını Kullanabilir?

            6216 sayılı Kanun’un 46.maddesinde bireysel başvuru hakkına sahip olanlardan bahsedilmiştir. Bu maddeye göre; bireysel başvuru bir ihlal sonucu oluşan güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafınca yapılır. Devamında kamu tüzelkişilerin başvuru yapamayacağını buna karşın özel hukuk tüzelkişilerin ise sadece tüzel kişiliğe ait hakların ihlali sonucu gerekçesiyle birlikte başvuru yapabileceği belirtmiştir. Son olarak sadece Türk vatandaşlarına verilen haklarla ilişkili olarak yabancı kişiler bireysel başvuru yapamaz.

Bireysel Başvurunun Şartları

            Bireysel başvuru yapılırken dikkat edilmesi gereken şart şu şekildedir: başvurucunun güncel ve kişisel bir hakkının ihlal edilmesi, başvurucu tarafından olağan kanun yollarının tüketilmiş olması ve başvurunun anayasal kapsamında önem taşımasıdır. [27]

            Bireysel Başvuruların İncelemesi Sırası Nasıl Yapılmaktadır?

Yapılan başvurular, Bireysel Başvuru Bürosu tarafından kayda alınma sırasına göre incelenip bir karara bağlanması kriterine göre uygulanmaktadır. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, yapılan başvurulardaki konuların önemi ve ivedi olması durumuna göre göz önünde bulundurabilir ve belirlenen kriterler kapsamında farklı bir sıralama da hazırlayabilmektedir. Bu duruma örnek olarak: başvurucunun temel hak ve hürriyetine, özel hayatın gizliliğine veya yaşam hakkına yönelik ihlal iddiasını içeren başvurular diğer başvurulara nazaran öncelikli hale getirilerek incelenmekte ve karara bağlanmaktadır. [28]

            Bireysel Başvuruya Konu Olabilecek Temel Haklar

Bireysel başvuruya konu olabilecek temel haklar, 1982 Anayasası’nda yer alan temel hak ve özgürlüklerin, AİHS ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerin çerçevesinde yer alan bir hakkın doğrudan ihlali nedeniyle bireysel başvuru yoluna gidilebilmektedir. Bu bağlamda, Anayasa ve AİHS’nin müşterek koruma kapsamına girmeyen hakların ihlali için yapılacak başvurular Mahkeme’nin yetkisine dâhil olmadığı için inceleme imkânı da bulunmamaktadır. [29]

Olağan Kanun Yollarının Tüketilmiş Olması

1982 Anayasası’nın 148.maddesi gereği bireysel başvuruda bulunabilmek için, olağan kanun yollarının tüketilmesi yer almaktadır. Bir başka deyişle ihlale konu olan hakkın giderilmesi için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekmektedir. Bu konu kapsamında bireysel başvuru hakkının temin edilmesi doktrinde ikincil veya tali nitelikte olağanüstü hukuki yol olarak belirtilmektedir. Birinci etapta ilgili hakkın ihlali giderilmişse ikinci etap olan Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yoluna gidilmeye gerek kalmamış olacaktır. Fakat ilk etapta ilgili ihlalin giderilmesinde sonuç alınamaması halinde olağan başvuru yollarının tüketilmesi gerekmekte ve bireysel başvuru yolu da açılmış olacaktır. Olağan başvuru yollarının tüketilmesinin nedeni, bireysel başvuru hakkını kullanacak kişiler bu hakkını kullanmadan evvel hali hazırdaki haklarını diğer yargı organları karşısında aramaları gerektiği ile ilgilidir. [30]

            Bireysel Başvuru Yolunda Verilen Kararların Kesinliği

Anayasa’nın 153 maddesinde, Anayasa Mahkemesinin verdiği kararların kesin olduğunu belirtmektedir. Mahkemelerdeki yargılama yöntemlerini belirleyen Yargılama hukukunda, bir mahkemenin vermiş olduğu karara karşı istinaf, temyiz, karar düzeltme gibi kanun yollarına gidilememesine[31] yahut kanun yolu seçeneğinin kapalı olması veya bütün kanun yollarının tüketilmesine şeklî manada hükmün kesinliği denir. [32] Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu kararlara karşı başka bir yargı makamına başvurma yolu seçeneği bulunmadığından AYM kararları da şeklî anlamda kesin hüküm teşkil etmektedir. [33]

AYM Bireysel Başvurunun Yapılacağı Yerler

  1. Doğrudan Anayasama Mahkemesine Başvuru

Anayasa Mahkemesine yapılacak bireysel başvuruların kayıt edilmesi ve varsa şekil eksikliklerinin kısa sürede tespiti ve eksiğin tamamlatılması amacı ile Mahkeme içyapısında Bireysel başvuru bürosu kurulmuştur. Mahkeme içtüzüğü ’nün 65. Maddesine göre bireysel başvuru bürosunun bir diğer görevi de Mahkemeye iletilen bireysel başvuruları için kayıt oluşturmak ve numara vermek olarak belirtilmiştir. Kısaca, bireysel başvuru şahsen Anayasa Mahkemesine yapılabilir. Başvurucuların önceden hazırlamış olduğu başvuru forumu yahut dilekçe ile başvurusunu yapabileceği gibi Mahkemede bireysel başvuru formu örneğinin doldurulmasıyla da başvuru yapılabilmektedir. İlgili yasada, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurunun şahsen yapılacağı belirtilmiştir. Diğer yöntemlerle yapılan başvurularda da bu durum geçerlidir ve şahsen veya kanuni temsilci veya vekili aracılığıyla da yapılabilmektedir. [34]

  1. Mahkeme Aracılığıyla Başvuru

Başvuru formlarının ve eklerinin istenilen bir adli teşkilatında yer alan bir mahkemeye başvuru yapılması mümkündür. [35]

  1. Yurtdışı Temsilcilik Yoluyla Başvuru

İhlalin ortaya çıkışı yurtdışında gerçekleşmiş olsa da özel durumlarda Anayasa Mahkemesinin yer bakımından yetkili olmasının yolu da mevcuttur. Bireysel başvuruya konu olan ihmalin Türk makamlarınca tesis edilmesi durumunda Mahkemeye başvuru imkânı doğmaktadır. Ayrıca bu usul ile başvuruda bulunacak kişilerin Türkiye’de ikamet etmeleri zorunlu değildir. Bu bağlamda, geçici veya sürekli yurt dışında yaşayanların süresi içerisinde başvuruda bulunmalarını sağlamak için yurt dışı temsilcilikleri vasıtasıyla bireysel başvuru olanağını bulunmaktadır. [36]

Sonuç

            Kişi veya şahıs, hukuk âleminde hak ve borç sahipliği tanınan bir varlıktır. Kişilik ise kişiye yüklenen bütün hakları ve değerleri ifade etmektedir. Kişisel değerlerin üzerindeki haklara da kişilik hakkı denilmektedir. Özel hayatın ve gizliliğin kişisel değerlerden biri olması ve mutlak bir hak olarak kabul edilmesi nedeniyle gerek uluslararası gerek iç hukukta koruma alanı bulmuştur. Özel hayatın ihlali ve gizliliği ihlaline uğrayan kişi, diğer kişilik haklarındaki gibi gerek koruyucusu gerek zarar giderici davalar ile hukukun üstünlüğü çerçevesinde korunmaktadır. Bununla beraber kendine münhasır olan cevap ve düzeltme hakkı da kullanılmaktadır.

Anayasa’nın 138 ve 153. Maddelerinde Anayasa Mahkemesinin vereceği kararların bağlayıcılığını ve devletin bütün organları, idare ve kişiler bakımından da icrasının geçerli olacağı vurgulanmıştır. Bu konuda bir istisnaya da yer verilmemiştir. Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesinin vereceği kararların bağlayıcılığı hususunda bir problem ortaya çıkması yahut kararların yerine getirilmesi aşamasında bir karşı koyma durumunda ilk olarak hukuk devletin gereği ve Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ziyan olacaktır. Zira Anayasa’nın sarih hükümlerine rağmen Mahkemenin kararlarının uygulanmaması aynı zamanda Anayasa’ya aykırılık oluşturmakla beraber bir hukukun üstünlüğü ilkesinin işlevsiz hale gelmesine neden olacaktır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 13.maddesinde belirtilen etkili başvuru hakkında bahsedilen “etkililik”, esasında mahkemelerin vereceği kararların mümkün mertebe en hızlı sürede ihlalin bütün sonuçlarıyla birlikte ortan kaldırmasını ifade etmektedir. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuru yolunun etkili bir iç hukuk sistemi olabilmesi için bu sistemin uygulamasında da “etkililik” ilkesi gereği mümkün olacaktır.

Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararlar ilgili makamlar tarafından da yerine getirilmesi gereği, bireysel başvuru yolunun tesirli bir iç hukuk yolu olmasının en mühim şartıdır. Bireysel başvuru neticesinde verilen kararların ilgili muhataplarca yerine getirilmemesi durumunda, etkili bir iç hukuk yolu olma özelliğini yitirebilir. Dolayısıyla, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini sağlamak ve korumak, hukukun üstünlüğüne olan güvenin sürdürülebilmesi için yargı kararlarının yerine getirilmesi önemlidir.

Kaynakça

ACU, Melek, ‘BİREYSEL BAŞVURUYA KONU EDİLEBİLECEK HAKLAR’, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2014 <http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2014-110-1355>

ARSLAN, Ramazan, ‘Kesin Hüküm İhtiyacı ve Yanılma Gerçeği’, Ankara Barosu Dergisi, 1988, 722–37

ATAR, Yavuz, ‘Türk Anayasa Hukuku’, Seçkin Yayıncılık, 2019

Avrupa Konseyi, ‘Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’, 1948 <https://www.yargitay.gov.tr/documents/AIHM.pdf>

AYDIN, Vahdettin, ‘1982 Anayasası Çerçevesinde Özel Hayatın Gizliliğinin Korunması’, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi

ÇINAR, Sinan, ‘Bireysel Başvuruda Bulunma Usulü’, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, 2016

CostelloCostella- Roberts, ‘Birleşik Krallık’ <https://www.anayasa.gov.tr/media/3615/ozelhayatasaygihakki.pdf>

DENİZ, Ali, ‘Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu’, Alideniz.Av.Tr, 2019 <https://www.alideniz.av.tr/ozel-hayatin-gizliligini-ihlal-sucu/>

FIRAT, Abdullah, ‘Anayasa Mahkmesine Bireysel Başvuru Hakkı’, 2017 <https://www.abdullahfirat.av.tr/anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuru-hakki-ve-ozellikleri>

GÖZLER, Kemal, ‘Türk Anayasa Hukuku Dersleri’, Ekin Basım Yayın Dağıtım, 2011

GÖZTEPE, Ece, ‘Türkiye’de Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkının (Anayasa Şikayeti) 6216 Sayılı Kanun Kapsamında Değerlendirilmesi’, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2011

Güntürk, M. Serdar, ‘Türk Yüksek Mahkemeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Özel Hayatın Gizliliğinin Korunması’, Seçkin Yayınları, 2012

‘HSYK Genel Kurulu’nun 19/9/2012 Tarihli ve 493 Sayılı Kararıyla Mahkemelerce Bireysel Başvuru Formlarının Alınmasında ve Gönderilmesinde Izlenecek Usul ve Yöntem Belirlenmiş ve Karar Tüm Teşkilata Duyurulmuş ve 24/2/2014 Tarihinde Duyuru Güncellenmiştir.’

Keklik, Ramazan, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçları (Adalet Yayınevi, Ankara, 2012)

KORKMAZ, Ali, ‘İnsan Hakları Bağlamında Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması’, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Sosyal Ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 2014

Musa, EKİNCİ Hüseyin & SAĞLAM, ‘66 SORUDA BİREYSEL BAŞVURU’, Anayasa Mahkemesi Yayınları, 2015 <shb.gen.tr/uploads/merak/Sorularla_AYM_ye_Bireysel_Basvuru.pdf>

ÖZ, Fevzi, ‘TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER AÇISINDAN TÜRK CEZA KANUNUNDA ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇU’, T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU HUKUKU ANABİLİM DALI, 2019 <https://afyonluoglu.org/PublicWebFiles/Reports/PDP/akademik/tr/2019-TCK da özel hayatın gizliliğini ihlal suçu.pdf>

ÖZBEK, Özer Veli, ‘Yeni Türk Ceza Kanununun Anlamı’, Seçkin Yayıncılık, 2008, 915

ÖZBUDUN, Ergun, ‘Anaysa Hukuku Bakımından Özel Haberleşmenin Gizliliği’, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 50. Yıl Armağanı, 1977, 265

PEKCANITEZ, Hakan; ATALAY, Oğuz; ÖZEKES, Muhammet, ‘Medeni Usul Hukuku’, Yetkin Yayınları, 2019

T.C. Anayasa Mahkemesi, ‘Kuruluşundan Günümüze Anayasa Mahkemesi’, 2021 <https://www.anayasa.gov.tr/tr/mahkeme/tarihi/1/>

TBMM, ‘TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI’, 2018 <https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2709.pdf>

TEZCAN, Durmuş/ ERDEM, Mustafa Ruhan/ SANCAKDAR, Oğuz/ ÖNOK, Rifat, and Murat, ‘İnsan Hakları El Kitabı’, (Ankara, 2016)

TÜRKEL, Nagihan, ‘ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇU’, T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU HUKUKU ANABİLİM DALI KAMU HUKUKU PROGRAMI YÜKSEK LİSANS TEZİ, 2010

ULUSAL, İlhan, ‘“Bir Derneğin Kişilik Haklarının Zedelenmesi İle İlgili 3 Haziran 1971 Tarihli İsviçre Federal Mahkemesi Kararı”’, MHAD (İstanbul, 1973)

Üniversitesi, İstanbul Bilgi, ‘Anayasa Mahkemesi’, İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi, 2021 <https://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/tr/content/2-anayasa-mahkemesi/#pop>

ÜZELTÜRK Sultan, ‘1982 Anayasası ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesine Göre Özel Hayatın Gizliliği Hakkı’, Beta Yayınları, 2004, 169

 

[1] CostelloCostella- Roberts, ‘Birleşik Krallık’ <https://www.anayasa.gov.tr/media/3615/ozelhayatasaygihakki.pdf>.

[2] Özer Veli ÖZBEK, ‘Yeni Türk Ceza Kanununun Anlamı’, Seçkin Yayıncılık, 2008, 915.

[3] Ergun ÖZBUDUN, ‘Anaysa Hukuku Bakımından Özel Haberleşmenin Gizliliği’, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 50. Yıl Armağanı, 1977, 265.

[4] ÜZELTÜRK Sultan, ‘1982 Anayasası ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesine Göre Özel Hayatın Gizliliği Hakkı’, Beta Yayınları, 2004, 169.

[5] İlhan ULUSAL, ‘“Bir Derneğin Kişilik Haklarının Zedelenmesi İle İlgili 3 Haziran 1971 Tarihli İsviçre Federal Mahkemesi Kararı”’, MHAD (İstanbul, 1973).

[6] Vahdettin AYDIN, ‘1982 Anayasası Çerçevesinde Özel Hayatın Gizliliğinin Korunması’, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi.

[7] Nagihan TÜRKEL, ‘ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇU’, T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU HUKUKU ANABİLİM DALI KAMU HUKUKU PROGRAMI YÜKSEK LİSANS TEZİ, 2010.

[8] Fevzi ÖZ, ‘TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER AÇISINDAN TÜRK CEZA KANUNUNDA ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇU’, T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU HUKUKU ANABİLİM DALI, 2019 <https://afyonluoglu.org/PublicWebFiles/Reports/PDP/akademik/tr/2019-TCK da özel hayatın gizliliğini ihlal suçu.pdf>.

[9] Avrupa Konseyi, ‘Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’, 1948 <https://www.yargitay.gov.tr/documents/AIHM.pdf>.

[10] CostelloCostella- Roberts.

[11] M. Serdar Güntürk, ‘Türk Yüksek Mahkemeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Özel Hayatın Gizliliğinin Korunması’, Seçkin Yayınları, 2012.

[12] ÜZELTÜRK Sultan.

[13] ÖZ.

[14] Güntürk.

[15] Ramazan Keklik, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçları (Adalet Yayınevi, Ankara, 2012).

[16] Ali KORKMAZ, ‘İnsan Hakları Bağlamında Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması’, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Sosyal Ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 2014.

[17] Ali DENİZ, ‘Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu’, Alideniz.Av.Tr, 2019 <https://www.alideniz.av.tr/ozel-hayatin-gizliligini-ihlal-sucu/>.

[18] T.C. Anayasa Mahkemesi, ‘Kuruluşundan Günümüze Anayasa Mahkemesi’, 2021 <https://www.anayasa.gov.tr/tr/mahkeme/tarihi/1/>.

[19] TBMM, ‘TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI’, 2018 <https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2709.pdf>.

[20] İstanbul Bilgi Üniversitesi, ‘Anayasa Mahkemesi’, İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi, 2021 <https://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/tr/content/2-anayasa-mahkemesi/#pop>.

[21] Ece GÖZTEPE, ‘Türkiye’de Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkının (Anayasa Şikayeti) 6216 Sayılı Kanun Kapsamında Değerlendirilmesi’, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2011.

[22] Kemal GÖZLER, ‘Türk Anayasa Hukuku Dersleri’, Ekin Basım Yayın Dağıtım, 2011.

[23] TBMM.

[24] Melek ACU, ‘BİREYSEL BAŞVURUYA KONU EDİLEBİLECEK HAKLAR’, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2014 <http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2014-110-1355>.

[25] Abdullah FIRAT, ‘Anayasa Mahkmesine Bireysel Başvuru Hakkı’, 2017 <https://www.abdullahfirat.av.tr/anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuru-hakki-ve-ozellikleri>.

[26] FIRAT.

[27] EKİNCİ Hüseyin & SAĞLAM Musa, ‘66 SORUDA BİREYSEL BAŞVURU’, Anayasa Mahkemesi Yayınları, 2015 <shb.gen.tr/uploads/merak/Sorularla_AYM_ye_Bireysel_Basvuru.pdf>.

[28] Musa.

[29] Musa.

[30] Rifat TEZCAN, Durmuş/ ERDEM, Mustafa Ruhan/ SANCAKDAR, Oğuz/ ÖNOK and Murat, ‘İnsan Hakları El Kitabı’, (Ankara, 2016).

[31] Ramazan ARSLAN, ‘Kesin Hüküm İhtiyacı ve Yanılma Gerçeği’, Ankara Barosu Dergisi, 1988, 722–37.

[32] Muhammet PEKCANITEZ, Hakan; ATALAY, Oğuz; ÖZEKES, ‘Medeni Usul Hukuku’, Yetkin Yayınları, 2019.

[33] Yavuz ATAR, ‘Türk Anayasa Hukuku’, Seçkin Yayıncılık, 2019.

[34] Sinan ÇINAR, ‘Bireysel Başvuruda Bulunma Usulü’, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, 2016.

[35] ‘HSYK Genel Kurulu’nun 19/9/2012 Tarihli ve 493 Sayılı Kararıyla Mahkemelerce Bireysel Başvuru Formlarının Alınmasında ve Gönderilmesinde Izlenecek Usul ve Yöntem Belirlenmiş ve Karar Tüm Teşkilata Duyurulmuş ve 24/2/2014 Tarihinde Duyuru Güncellenmiştir.’

[36] ÇINAR.

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.